30 Mart 2010 Salı

Çin ekonomisinin geleceği


Özgür Gürbüz-CRI Türkçe Servisi / 30 Mart 2010

 Dünyanın şahit olduğu en büyük ekonomik krizlerden birine sahne olan 2009 yılında Çin'in gayri safi yurt içi hasılası yüzde 10,7 oranında artarken, dünyanın en büyük ekonomisine sahip Amerika'da artış yüzde 0,1, Japonya'da – 3,9 ve Almanya'da yine – 2,4 oldu. 2010 için Çin Hükümeti'nin hedeflediği artış oranı ise yüzde 8. Dünya Bankası'nın tahminleri bu rakamın 1,5 puan üzerinde. Son 10 yılda gayri safi yurtiçi hasıla artışı 8 kez 7 puanın üzerinde gerçekleşti. Herkes, bu büyümenin ne kadar süreceğini merak ediyor? Kimileriyse Çin'in ne zaman dünyanın bir numaralı ekonomisi olacağı üzerine bahse giriyor. 

Gayri safi yurt içi hasıladaki artış ekonominin gidişatı konusunda önemli bir gösterge olsa da Çin ekonomisini anlamak için başka verileri de gözden geçirmekte fayda var. Birçok farklı uzmanın değerlendirmelerinden ve istatiksel verilerden bir derleme yaparsak şu sonuçlar ortaya çıkıyor. 

Çin'in üç borsasından biri olan Shangai Borsası bileşik endeksi 1990'dan günümüze yüzde 2400'lük bir artış gösterdi. Çin'in bütçe açığı Amerika gibi büyük ekonomilerle kıyaslandığında kötü sinyaller vermiyor. Nüfus genç ve ekonomi oldukça hızlı büyüyor. Ülkenin altyapısı, büyüklüğüne oranla iyi bir düzeyde. Demiryolları ve otoyollarına yenileri ekleniyor. Kendi uçağını, trenini, otomobilini ve uçağını yapan bir ülke Çin. Ekonomik reformları da aslında teknoloji ve bilimin üretim sürecinde daha fazla rol oynamasına odaklanmış. Gelecek yıllarda ucuz ve günlük tüketime yönelik ürünlerin yerine yüksek teknoloji ürünleri üretmek için ekonomik yapıda ciddi değişiklikler planlanmış ve uygulamaya geçirilmiş durumda. 

Çinli firmalar sadece ülke içinde yatırım yapmıyor. Sadece ABD'de ticaretle uğraşan 200'ün üzerinde Çinli şirket var. 100'den fazlasını pazar değeri 100 milyon doların üzerinde olan firmalar oluşturuyor. Çin malı otomobil üreticileri Kuzey Amerika pazarı'na girmeye hazırlanıyor. 

Enerji konusunda da Çin'in atılımları sürüyor. Kömür ve hidroelektrik rezervleri açısından zengin kaynaklara sahip olan Çin, yenilenebilir enerji ve son zamanlarda nükleer enerjiye de yatırım yapıyor. 2009 yılında Çin'in rüzgar, güneş, biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığı yatırım 34 milyar 600 milyon dolar. İkinci sıradaki ABD'nin neredeyse iki katı. Öte yandan, çelik, doğalgaz ve petrol talebi artıyor. Büyümek isteyen her ülke gibi Çin'de bu kaynakların arzını ve sürekliliğini sağlamak zorunda. 

Tüm bu rakamlar, hızla gelişen ve gelişmeye devam edecek olan bir ekonominin sinyallerini veriyor. Bununla birlikte, Çin'in halletmesi gereken sorunları da var. Ülke içindeki göçmen işçilerin yaşam koşullarının yükseltilmesi, bazı uzmanlarca patlamaya hazır bir balona benzetilen konut sektörünün hizaya sokulması, ev fiyatlarının makul seviyeye geriletilmesi, kırsal kesimde yaşayanlar başta olmak üzere mevcut sağlık ve sigorta sisteminin daha da geliştirilmesi gibi. Çin hükümeti ayrıca iç tüketimi de artırarak ihracata dayalı bir ekonomik büyüme modeline bağlı kalmamak ve ülkedeki vatandaşlarının refah seviyesini yükseltmek de istiyor. Bununla birlikte ortaya çıkan çevre sorunlarıyla da baş etmek Çin'in karşılacağı sorunlardan biri olacak. 

Bu veriler, Çin ekonomisinin geleceği hakkında umarım size fikir vermiştir. Sizlerin ne düşündüğünüzü kestirmemiz zor ancak Çin vatandaşlarının ülkenin finansal ve ekonomik geleceği hakkında ne düşündükleri konusunda az da olsa bir bilgimiz var. Beijing, Guangzhou ve Shangai kentlerinde 900 kişiyle yapıla ankete yanıt verenlerin dörtte üçü Çin ekonomisinin gidişatıyla ilgili kaygı taşımadıklarını söylemiş. Ankete yanıt verenlerin yarısı ekonomik krizden etkilendiklerini söylese de gelecekten umutlular.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder